「し か」
Sadece, başka seçeneği olmamak
Fiil (mastar hali) + しかない
しか + Fiil + ない
この町(みち)にパぶがひとつしかない.
Bu kentte sadece bir bar var. (... bir bardan başka yok)
朝(あさ)はコーヒーしか飲(の)まない。
Sabahları sadece kahve içerim.
(kahveden başka bir şey içmem)
10分しか待(ま)てません。
Sadece on dakika beklerim.
あそこの店(みせ)は6時までしかやっていない。
Oradaki mağazalar
sadece altıya kadar açık
彼はわたしに一回(いっかい)しか会(かい)ってない。
Benimle sadece bir kez buluştu.
彼(かれ)は日本語(にほんご)しか知(し)らない.
O, Japoncadan başka dil bilmez.
O sadece Japonca bilir.
テレビでしかイギリスを見たことがない.
İngiltere'yi sadece televizyonda gördüm.
この色(いろ)の タクシー は 大阪( おおさか )にしかない.
Bu renk taksi sadece Osaka'da vardır.
この雑誌(ざっし)は、書店(しょてん)でしか入手(にゅうしゅ)できない。
Bu dergi sadece kitapçıda bulunur.
私はがんばしかありません。
Elimden gelenin en iyisini yapabilirim.
(Elimden gelenin
en iyisini yapmaktan başka seçeneğim yok. )
私は推測(すいそく)するしかありません。
Sadece tahmin edebilirim. (Tahmin etmekten başka
çarem yok.)
あなたは車を使(つか)うしかありません。
Araba kullanmaktan başka seçeneğin yok.
やるしかないじゃん!
Yapmalısın!Yarı-zamanlı çalışmaktan başka çarem yok.
漢字(かんじ)は、一つ一つ覚(おぼ)えるしかありません
Her bir kanciyi tek tek öğrenmen gerekiyor. (her kanciyi öğrenmekten başka çaren yok)
最終(さいしゅう)電車(でんしゃ)が出(で)てしまったので、タクシーに乗(の)るしかなかった。
Son treni kalktığından, taksiye binmekten başka çarem yoktu.ここまできたら、やるしかない。
Buraya kadar geldik, devam etmekten başka seçeneğimiz yok.
直(なお)せないから、新しい(あたらしい)のを買(か)うしかなかった。
Tamir edilemediğinden yenisini almak zorunda kaldım.
逃(に)げるしかない、すぐに。
Bir an once kaçmamız gerek
彼を信(しん)じるしかないんじゃないか?
Ona güvenmekten başka bir çaremiz yok değil mi?
病気(びょうき)になったので、しばらく会社(かいしゃ)を休(やす)むしかない。
hasta olduğumdan bir sure işten izin almak zorunda kaldım
テストに合格(ごうかく)するためには勉強(べんきょう)するしかありません。
Testi geçmek için ders çalışmaktan başka çaren yok.